Siena

Orta Çağdan Kalma Bir Şehir Siena

Orta Çağdan Kalma Bir Şehir Siena
Editör
Yazar Editör

Eğer hem İtalyan kültürüne hayransanız, hem İtalyan yemeklerini yemeye doyamıyorsanız, hem de Ortaçağ atmosferi ile yoğrulmuş bir kenti ziyaret etmek istiyorsanız Siena’nın sizin için en doğru adres olduğundan emin olabilirsiniz. Ortaçağ atmosferinin hiç bozulmadan muhafaza edildiği Siena, daha ilk bakışta bir film setini anımsatan görünümü ile insanı içine çekiyor. İtalya’da yaşamayı isteyen ama Roma ve Milano gibi kentlerin keşmekeşinden yorulan bir kişiyseniz Siena sizin için muhteşem bir seçenek olabilir. Bu şehir insanın içinde o enfes binalardan birinde İtalyan kahvelerini yudumlayarak ve tarihi romanlar okuyarak yıllarca yaşama isteği uyandırıyor. Dünyanın pek çok bölgesinde yaşayan binlerce kişi de benimle aynı fikirde olmalı ki, Siena her yıl en az Roma kadar turist çekiyor. Bununla birlikte Siena’nın tarihi şehir merkezi aynı zamanda Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde bulunuyor.

Tarih Kokan Siena Sokakları

Siena sokaklarında yürümeye ilk başladığınızda etrafınızdaki tüm binaların kırmızı tuğla ile örülmüş olduğunu göreceksiniz. Çünkü Siena şehrini Etrüskler kurmuş ve kendileri kırmızı tuğlanın da bulucusuymuş. Dolayısıyla şehirde yer alan binaları hep kırmızı tuğla ile örmüşler. Şehirde yaşayan insanların Ortaçağdan kalmış bu binalarda ikamet ediyor olmaları bana çok büyüleyici geldi. Çünkü şehir adeta bir Ortaçağ kasabasını anımsatıyor ve içerisinde günümüzün modern insanı yaşıyor. Bu hayret verici kombinasyon İtalyanların kültürel değerlerini korumaları konusundaki başarılarına tekrar tekrar hayran bırakıyor. Siena’nın daracık sokaklarında konuşlanmış Ortaçağ binaları insana kendisini zaman yolculuğu yapmış gibi hissettiriyor.

Siena sokaklarını arşınlamaya başladığınızda daha önce Roma ve Floransa gibi şehirleri ziyaret ettiyseniz fazla durağan bir alanda olduğunuzu hissedebilirsiniz. Ancak şehrin merkezine ulaştığınızda etrafınıza bir bakın. Kırmızı tuğla ile örülmüş yıllara meydan okuyan binalar, daracık sokaklar, kiliseler, çan sesleri ve meydanda huşu içinde dolaşan insanlar içinizde saatlerce bu meydanda durma isteği yaratacak. Şehrin içine araba girememesi de tabii ki bu güzel atmosferin hiç bozulmamasına yardımcı oluyor.

Piazza Del Campo

Siena denildiği zaman akla ilk olarak Piazza del Campo geliyor. Avrupa’nın en büyük ve en güzel meydanlarından biri olarak bilinen Piazza del Campo saatlerinizi geçirebileceğiniz bir yer. Bu meydanın en önemli özelliği burada 2 Temmuz ve 16 Ağustos tarihlerinde olmak üzere yılda iki kez at yarışı düzenlenmesi. Şehrin 17 semtinden en iyi atlar seçilip meydandan başlayarak sokaklar boyunca yarışıyorlar. Eğer yaz aylarında Siena’daysanız ve bu at yarışını görme şansınız olursa her atın üzerinde farklı bir bayrak göreceksiniz. Bu bayraklar Siena kentinin 17 farklı semtini temsil ediyormuş. Ben böylelikle Siena’da turlarken neden karşıma farklı farklı bayraklar çıktığına anlam verebilmiştim. Meydanın yuvarlak biçimli orta bölümü Meryem Ana’nın pelerinini simgeliyormuş. Bu arada ziyaret ettiğinizde siz de meydanın merkezden çevreye doğru hafif meyilli olduğunu göreceksiniz.

Siena Tarihi At Yarışları

Piazza del Campo’nun en ihtişamlı yapısı Palazzo Publico adındaki Belediye Sarayı. Bu belediye sarayının yapımına 1284 yılında başlanmış, yani nereden bakılsa 900 yıllık bir tarihe ev sahipliği yapıyor. Sarayın hemen üzerinde bulunan Mangia Kulesi ziyaretçilere açık. 500 basamak sizi yıldırmasın ve mutlaka kulenin en tepesine çıkın derim. Çünkü en tepeye çıktığınızda göreceğiniz Siena manzarası adeta nefesinizi kesecek ve tüm yorgunluğunuza değecek.

Şehri dolaşmaya devam ederken karşınıza birbirinden heybetli ve görkemli kiliseler ve katedraller çıkacak. Bunların içinde mutlaka ziyaret etmeniz gerekenlerden biri Duomo Katedrali. Dışarıdan oldukça gotik görünen bu katedralin içi de bir o kadar etkileyici. Hatta şahsi kanaatimce Duomo Katedralinin Siena’daki en etkileyici katedral olduğunu söyleyebilirim. Katedralin tepesinde olağanüstü bir çan kulesi var ve varaklı desenlerinin içinde İsa ve Havariler resmedilmiş durumda. İçine girdiğinizde ışığın muhteşem şekilde yansıdığı nefis vitraylar, alabildiğince yukarı uzanan dev bir kubbe, Hıristiyan dinini simgeleyen resimler ve sanat eserleri nefes kesiyor. Bu sanat eserlerinin pek çoğuna da İtalya’nın ünlü sanatçısı Bernini’nin eli değmiş. Katedralin içi saatlerce gezilebilecek nitelikte. Eğer bir rehberiniz olursa içindeki resimler ve sanat eserleri ile ilgili detaylı bilgi alabilirsiniz.

Duomo di Siena

Siena’da sokakları başlı başına bir film setini andırdığından şehirde daha saatlerce dolaşmak isteyeceğinizden emin olabilirsiniz. Çünkü her adımda karşınıza başka bir tarihi bina, çeşme ya da sanat eseri çıkacak. Bu yüzden gezinizin arasında Piazza del Campo meydanına nazır kafelerden birinde nefis İtalyan kahvenizi yudumlayarak biraz yorgunluk atın derim. Kahvenin yanında tatlı bir şeylerde yemek isterseniz Siena’nın Ricciarelli bisküvilerinden tadabilirsiniz. Tamamen Siena’ya özgü olan bu bisküvi ezme bademden yapılıyor ve yedikten sonra uzun süre tadı damakta kalıyor.

Yazar Hakkında

Editör

Editör

Bir dakika durun! İtalya’ya mı gitmek istiyorsunuz? O zaman kendinize önce şu soruyu sorun: Aşık mısınız, değil misiniz? Aşıksanız hiç düşünmeden alın sevgilinizi düşün İtalya yollarına. Aşık değilseniz , o zaman aşık olmaya hazır olup olmadığınızı sorun kendinize?

1 Yorum Bulunuyor

  • Muhteşem bir yer ….kesinlikle görün….oradan ayrılmak istemeyeceksiniz….fiziken buradayım ama kalbim Siena’da kaldı….❣

Yorum Yap