Bologna

Lezzeti ve Tarihi İçinde Barındıran Şehir Bologna

Fontana Del Nettuno in Bologna
Editör
Yazar Editör

İtalya’nın her şehrinin havası birbirinden farklı; Roma aşkla özdeşleşmiş, Milano ise modayla. Venedik denildiğinde aklımıza kanallarda süzülen gondollar geliyor, Floransa deyince ise sanat… İtalya’nın kuzey bölgesinde yer alan Bologna’yı özetlemek için ise 3 kelime gerekiyor: Tarih, lezzet ve sükunet. Tam bir açık hava müzesi görünümünde olan Bologna tarihin ve kültürün en derin etkilerini bünyesinde yaşıyor. Kızıl Şehir olarak da anılan Bologna, Avrupa’nın en eski üniversitesine ev sahipliği yapıyor. Üniversitenin önemini daha iyi anlatmam için Dante’nin, Erasmus’un ve Kopernik’in Bologna Üniversitesi’nin öğrencilerinden olduğunu söylemem yeterli sanıyorum.

Archiginnasio

Bologna, İtalya’nın en çok turist akınına uğrayan şehirlerinden biri değil. Belki de bu nedenle son derece gerçek ve çok sayıda karakteristik özellik taşıyor. Şehre Kızıl Şehir deniyor olmasının sebebi Bologna’nın neredeyse tamamının kızıl tonlardaki binalardan oluşuyor olması. Özellikle Bologna’nın kuşbakışı manzarasına baktığınız zaman tam olarak neden bahsettiğimi daha iyi anlayacaksınız. Bologna, tarihin en bozulmamış ve el değmemiş şehirlerinden biri. Şehirdeki yapılar Roma döneminden, 12-14 yüzyıldan ve Ortaçağdan kalmış durumda. Tüm bu orijinal surlar, kiliseler ve kuleler şehrin içerisinde modern yaşama uyum sağlamış durumda. Böylesine bir tarihin içindeki modern yaşamı görmek insanı zaman içinde yolculuk yapmış olma hissiyatına sürüklüyor.

Lezzeti ve Tarihi İçinde Barındıran Şehir Bologna

Bologna’nın önemli bir özelliği şehrin içinde yaşayan nüfusun eğitim ve kültür seviyesinin ciddi anlamda yüksek oluşu. Bu durumun şehrin Avrupa’nın en eski üniversitesine sahip olması ile bağlantılı olduğu düşünülüyor. Şehirde üniversite öğrencisi olan 100.000’e yakın genç yaşıyor ve bu gençler şehre dinamik, özgür ve canlı bir ruh katıyor. Özgür düşüncenin son derece önemli bir yer tuttuğu Bologna’da kilisenin baskın olması engellenmiş. Özgür düşüncenin yoğunluğu ise şehrin geneline baskılardan arınmış bir yaşam alanı olma özelliği katmış. Hatta Bologna Üniversitesi’nde dil bilim profesörü olarak 30 yıl çalışmış olan Umberto Eco, Gülün Adı isimli dünyaca ünlü romanını Bologna’dan aldığı ilham ile yazmış.

Bolognese Sos

Bologna’yı seyahat açısından en arzu edilen yerlerden biri yapan ise kuşkusuz muhteşem lezzetteki yemekleri! Bu şehrin yemekle olan ilişkisi öylesine gelişmiş ki Bologna’nın lokalleri bile her öğünlerini adeta birer gurme edasıyla yiyorlar. Şehrin yemeğe verdiği önemi daha iyi şekilde vurgulamak için dünya mutfağına kattıkları bazı lezzetlerden örnek vermek istiyorum: isminden de aşikar Bolognese sos, tortellini, lazanya ve parmesan peyniri. İtalya’da bile İtalya’nın en saygın mutfağı sayılan Bologna’da yemek yemek insana İtalya’nın başka şehirlerinde bile yaşayamadığı ölçüde kutsal bir deneyim yaşatıyor. Zaten şehrin kurgusu bile adeta buna göre yapılmış. Her sokakta, her köşe başında birbirinden özgün restoranlar ve kafeler bulunuyor. Bologna’da yemek yediğiniz hiçbir yerden pişman kalkamayacağınıza emin olabilirsiniz.

bologna piazza maggiore

Son olarak şehrin gezip görülebilecek yerlerinden söz edelim. 2000 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş olan Bologna’da görülecek çok sayıda şapel, kilise, heykel, çeşme ve kule bulunuyor. Şehrin kalbi ise Piazza Maggiore adı verilen meydan sayılıyor. Bu bölge her daim kalabalık ve günün çeşitli saatlerinde şehrin çeşitli sakinleri tarafından ziyaret ediliyor. Ayrıca meydanda şehrin en önemli kilisesi olan görülen Basilica di San Petrino da bulunuyor. Arengo Kulesi, üniversite binası Palazzo del Archiginnasio ve Arkeoloji Müzesi de meydanın diğer önemli binalarından. Yani, kültür ve tarih anlamında sıkıştırılmış bir gezi bile yapmak istiyorsanız Maggiore Meydanı neredeyse 1 gününüzü alacak cinsten. Akşam yemeğinizi yedikten sonra meydanın merdivenlerinde oturan gençlerin keyifli atmosferine katılmayı da ihmal etmeyin derim.

bologna san petronio kilisesi

Yazar Hakkında

Editör

Editör

Bir dakika durun! İtalya’ya mı gitmek istiyorsunuz? O zaman kendinize önce şu soruyu sorun: Aşık mısınız, değil misiniz? Aşıksanız hiç düşünmeden alın sevgilinizi düşün İtalya yollarına. Aşık değilseniz , o zaman aşık olmaya hazır olup olmadığınızı sorun kendinize?

Yorum Yap