Napoli

Antik Çağlardan Günümüze Uzanan Şehir: Pompeii

Pompeii
Editör
Yazar Editör

Napoli Körfezinin yakınlarındaki Vezüv Yanardağı yüzbinlerce yıl yaşında ve şimdiye dek 50 defadan fazla patladığı tahmin ediliyor. Bu patlamaların en sonuncusu (ve en meşhuru) M.S. 79 yılında gerçekleşti ve antik bir Roma şehri olan Pompeii’yi volkanik küller ile kapladı. Görgü tanıkları, “…tozların gündüzü geceye dönüştürdüğünü… sokakların dahi pencereleri kapatılmış bir oda gibi karardığını” ifade ediyor.

1748 yılına dek, Pompeii’nin varlığı bilinmiyordu: Kral III. Charles’ın kişisel hazinesi için bölgede kazı yapan işçiler, antik şehri tesadüfen keşfetti. 1860 yılına dek, Pompeii’nin açığa çıkan kısımları tamamen yağmalanarak İngiltere’ye gönderildi. Bunların arasında, paha biçilemeyen duvar resimleri de vardı. Bu dönemde açığa çıkartılan eserlerin bir kısmı daha sonra geri gönderildiyse de (bazıları Napoli Müzesinde sergileniyor) pek çoğu ne yazık ki halen kayıp.

Antik Çağlardan Kalma Bir Şehir Pompeii

Pompeii’yi asıl ortaya çıkaranlar, 1863 yılında arkeolog Giuseppe Fiorelli’nin önderliğindeki bir ekip oldu. 1924 yılında, arkeolog Amedeo Maiuri onların bıraktığı yerden devam etti. Günümüzde, Pompeii’nin çeşitli yerlerinde halen kazıların sürdüğünü görebilmeniz mümkün, ancak bu ekip, antik şehrin neredeyse tamamını ortaya çıkarmayı başardı. Onlar sayesinde, artık Pompeii ile ilgili çok daha fazla şey biliyoruz. Pompeii, volkanik küller nedeniyle neredeyse tamamen korunduğu ve günümüze hiç bozulmadan ulaştığı için, anti Roma-İtalyan kültürü hakkında çok değerli bir bilgi kaynağı sayılıyor. Pompeii’de ilk yerleşim, M.Ö. 8. Yüzyılda başladı. Bölgeyi ilk keşfeden antik Yunanlılardı ve toprağın bereketli olması nedeniyle yanardağın eteklerine yerleşmeyi tercih ettiler. O dönemde önemli bir ticaret rotası üzerinde yer alması nedeniyle, Pompeii kısa süre içinde büyüdü. Volkanın patladığı dönemde, şehirde 20.000 kişinin yaşadığına inanılıyor: Bu, o dönem için oldukça büyük bir rakam.

Antik Şehir Pompeii

İmparator Nero’nun Yazlık Şehri

Romalılar Pompeii’ye özel bir önem gösterdi. İmparator Nero’nun karısı Poppaea Sabina, Pompeii’de yaşıyordu, bu nedenle imparatoru da bu şehirde bir “yazlık villa” sahibi olmaya ikna etti. Nero’nun yazlarını şehirde geçirmeye karar vermesi, Pompeii’nin hızla büyümesini, genişlemesini ve pek çok sanat eserine ev sahipliği yapmasını sağladı. Şehirde 1.500 kişi kapasiteli bir amfiteatr dahi bulunuyordu ve bu gibi yapılar, o dönemde yalnızca en önemli Roma şehirlerine kuruluyordu. Denize yakın ve bereketli topraklar üzerine kurulmuş olması, Pompeii’nin bir tarım şehri olmasını da sağladı: Zeytin, zeytinyağı, şarap, yün, tuz, ceviz, incir, badem, kiraz, kayısı, soğan, lahana ve buğday en önemli ihraç ürünleri arasındaydı. Kısacası Pompeii, gelişen ve müreffeh bir toplumda bulunması gereken tüm imkânlara sahipti.

M.S. 5 Şubat 62’de, Vezüv Yanardağındaki ilk hareketlilik başladı. İlk işaret 7.5 büyüklüğünde bir depremdi: İlginç bir şekilde, 32 kilometre uzaklığındaki Napoli’de büyük yıkıma neden olan deprem, dağın eteklerine kurulmuş Pompeii’de yalnızca birkaç binayı çökertti. Ancak asıl yıkımı, deprem sırasında açığa çıkan zehirli gazlar yaptı: Pompeii’deki tüm hayvanlar öldü ve binlerce kişi gazdan etkilenerek hayatını kaybetti. Ancak Pompeii halkı inatçıydı: Şehirlerini yavaş yavaş onardılar. Dağdaki sismik aktiviteler (ve şehrin onarılması), M.S. 79 yılına dek devam etti. O yıl yaz ayında, bazı tuhaf belirtiler ortaya çıkmaya başladı: Balıklar ölerek su yüzüne çıkıyor, dağ eteğindeki üzüm bağları kuruyup yok oluyordu. Sık aralıklarla, şiddeti düşük depremler olmaya başladı. Bunlar binaları yıkacak kadar güçlü değildi, ancak gün içinde onlarca kez gerçekleşiyordu. Pompeii’deki nüfusun çoğu, bu belirtilerden endişelenerek şehirden ayrıldı. Patlama olmadan hemen önce, şehrin nüfusu yaklaşık 10.000 kişiye düşmüş, yani halkın yarısından fazlası şehri zaten terk etmişti.

Antik Şehir Pompeii

Patlama Sabahı Yaşananlar

M.S. 24 Ağustos 79 sabahı, Pompeii halkı muazzam bir patlama sesi ile uyandı. Vezüv Yanardağı, patlamıştı. Bu durum ilk başta endişe verici bir şey olarak görülmedi: Dağdan duman değil, sadece lavlar çıkıyordu ve halkın büyük bir bölümü dağın artık “rahatladığına” inanıyordu. Ancak saat 10.00 sıralarında, Vezüv’ün tüm konisi patlayarak yok oldu. Bu patlamanın şiddeti, 1945’te Hiroshima’yı tahrip eden nükleer bombadan 100.000 kat daha fazlaydı. Patlama sonucu oluşan mantar bulutu, 43 kilometre yüksekliğine ulaştı. Çok kısa bir süre sonra da, kül olarak şehrin üzerine yağmaya başladı. Her şey o kadar çabuk olup bitti ki, yalnızca birkaç dakika içinde küller şehrin her yerin, kapladı. Patlamalar devam etti, ancak bu kez yalnızca kül fışkırıyordu. Şehri kaplayan küller, artık metre kalınlığındaydı. Binalar birikmiş ağırlık altında çökmeye başladı. O ana dek kurtulan kişiler duvarların yakınına ve merdivenlerin altında sığınmıştı. Saat 11.00’da yanardağın üzerinde asılı olan büyük bulut, kendi ağırlığından çöktü. Aşırı ısınmış küller acımasızca yağmaya devam etti ve Pompeii ile halkını metrelerce gömerek Dünya yüzünden sildi.

Antik Şehir Pompeii Napoli

Pompeii’de Görmeniz Gerekenler

Pompeii, pek çok kapının bulunduğu bir duvar ile çevriliydi ve dükkânlara, büyük villalara, tapınaklara, meyhanelere (cauponae), hamamlara, pazar alanlarına (macellum) ev sahipliği yapıyordu. Şehirde ayrıca kırk adet halka açık çeşme de mevcuttu. Volkanik küller, tüm bu yapıların binlerce yıl boyunca hemen hiç bozulmadan korunmasını sağladı. Diğer bir deyişle, Pompeii’yi bir açık hava müzesi olarak değil, gerçek bir antik Roma şehri olarak görmeniz gerekiyor. Ziyaret etmenizi tavsiye ettiğimiz yerler şunlar:

Antiquarium. Kazılar sırasında bulunan ve çok kırılgan oldukları için taşınamayan değişik eserler burada sergileniyor. Tüm şehrin bir “özetini” içeren Antiquarium’da hem Roma döneminden hem de çok daha eski dönemlerden kalan eserler sergileniyor. Burada, günlük hayatta kullanılan araç ve gereçleri, mobilyaları, küçük ev eşyalarını ve ticari eşyaları görebilirsiniz.  Bunlarla birlikte, volkanik küllerle kaplanarak bulundukları pozisyonda aniden “donup kalan” şehir sakinlerinin alçıdan kalıpları da görülebiliyor. Sanılanın aksine, bu kalıplar gerçek insan kalıntıları içermiyor. Bu tür kalıntılar, kazı çalışmalarının ilk başladığı günlerde resmi bir tören eşliğinde toprağa gömüldü. Pompeii’de görebileceğiniz tüm insan figürleri, volkanik küller ile oluşan kalıpların alçıyla doldurulmuş hallerinden oluşuyor.

Forum. “Forum”, Roma kentlerinin ana meydanlarına verilen isim. Pompeii forumu, üç metrelik mermer sütunlarla çevrili ve Jüpiter Tapınağının kuzey kısmında yer alıyor. Forumun kuzeybatı kısmında “Macellum”, yani yiyeceklerin satıldığı pazar alanı bulunuyor. Forumun etrafında pek çok tapınak var: Lares ve Vespasian Tapınakları, ziyarete değer yerler arasında. Ayrıca buraya çok yakın olan Curia’yı, yani şehir meclisinin toplantı merkezini de görmenizi tavsiye ediyoruz. Forumun güneydoğu kısmında, hemen hiç bozulmamış Apollon Tapınağı yer alıyor. O dönemin zenginlerinin nasıl yaşadığını merak ediyorsanız, Triptolemus’a ait villayı ziyaret edebilirsiniz. İki atriyum (avlu) ve iki peristil (sütunlu bahçe avlusu) bulunan bu villa, dönemin en önemli ailesine ait.

Amfiteatrlar. Ziyaret etmeniz gereken iki amfiteatr var: İlki, eğimli araziye kurulan Teatro Grande (Büyük Tiyatro). 5.000 seyirciyi ağırlayabilen bu amfiteatr, yaz aylarında “Son et lumière” şovları için kullanılıyordu. Amfiteatrın en üst sırası, şehrin ve Vezüv Yanardağının nefes kesici bir manzarasını sunuyor. İkincisi ise, hemen yakınlarındaki Teatro Piccolo (Küçük Tiyatro). Daha iyi korunmuş ve çatılı bir Roma tiyatrosu olan Teatro Piccolo, M.Ö. 75 yılında inşa edilmiş ve müzik performansları için kullanılmış.

Terme Stabiane (Stabian Banyoları). Via dell’Abbondanza ve Via Stabiana’nın köşesinde, Pompeii’deki en büyük ve en iyi korunmuş banyolar bulunuyor: Terme Stabiane. Girişin solunda bir yüzme havuzu, sağında ise erkek ve kadınların ortak kullandığı banyolar yer alıyor. Her banyoda ayrı bir soğuk oda (frigidarium) ve giysiler için raflar içeren bir soyunma odası bulunuyor.  Tüm banyolar, duvarların içindeki kanallardan geçen sıcak hava ile ısıtılıyor. Terme Stabiane’de, ayrıca gladyatörlerin eğitim aldıkları bir jimnastik salonu da görülebiliyor.

Villa dei Misteri (Gizemler Villası). M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen bu villanın en önemli özelliği, kelimenin tam anlamıyla hiç bozulmadan günümüze ulaşmış olması. Yukarıda, ilk kazı çalışmaları sırasında paha biçilemeyen duvar resimlerinin yağmalandığından bahsetmiştik. Villa dei Misteri bu çalışmalarda değil, sonraki dönemde gerçekleşen profesyonel kazılarda keşfedildiği için, tüm süslemelerini koruyor. Pek çok uzman, bu villadaki süslemelerin günümüze ulaşan en güzel antik duvar resimleri olduğunu düşünüyor. Villanın ismi ise, tanrı Dionys’e tapan bir kültün toplantı merkezi olmasından kaynaklanıyor. Zira duvar resimlerinin pek çoğu, bu kültün ayinlerini gerçekleştiren üyeleri gösteriyor.

Antik Şehir Pompeii Napoli

Pompeii Gezisi Tavsiyelerimiz

  • Girişteki bilgi bürosundan ücretsiz haritalar alabilir ve çantalarınızı yine ücretsiz bir şekilde emanete bırakabilirsiniz.
  • Pompeii’nin oldukça büyük bir şehir olduğunu ve bir müze olmadığı için görmeniz gereken yerlerin birbirine yakın olmadığını unutmayın. Her şeyi görmek için en az bir güne ihtiyacınız var. En kısa ziyaret ise minimum 3-4 saat sürmeli.
  • Pompeii’yi ziyaret edebileceğiniz günler ve açık olduğu saatler şöyle:
    • 1 Nisan – 31 Ekim: her gün saat 08:30 – 17:30 arası (giriş 18.00’da kapanıyor)
    • 1 Kasım – 31 Mart: her gün saat 08:30 – 17:00 (giriş 15.30’da kapanıyor)
    • 1 Mayıs, 25 Aralık ve 1 Ocak tarihlerinde ise Pompeii ziyarete kapanıyor.
  • Pompeii giriş ücretleri ise 2017 yılı için şöyle:

1 günlük giriş ücreti

Tam fiyat € 11,00

İndirimli fiyat € 5,50 (öğretmenler ve 25 yaşın altındaki AB vatandaşları için)

3 günlük giriş ücreti

Tam fiyat: € 20,00

İndirimli fiyat: € 10,00 (öğretmenler ve 25 yaşın altındaki AB vatandaşları için)

18 yaşın altındaki AB vatandaşları ücretsiz giriş yapabiliyor.

Yazar Hakkında

Editör

Editör

Bir dakika durun! İtalya’ya mı gitmek istiyorsunuz? O zaman kendinize önce şu soruyu sorun: Aşık mısınız, değil misiniz? Aşıksanız hiç düşünmeden alın sevgilinizi düşün İtalya yollarına. Aşık değilseniz , o zaman aşık olmaya hazır olup olmadığınızı sorun kendinize?

Yorum Yap